MINDFULNESS VE MEDİTASYON NEREDEYSEN ORADA OL!

Zamanımızın çoğunu ya geçmişi ya da geleceği düşünerek geçiriyoruz. Hayatımızın daha farklı bir yönde ilerlemesini diliyor, yaptığımız veya söylediğimiz şeylerden pişmanlık duyabiliyoruz. Mutlu olduğumuzda bile, bazen fazla uzun sürmeyeceğinden endişeleniyor ya da gerçekte yeteri kadar mutlu olmadığımıza inanıyoruz. Bir düşünün ne kadar sıklıkta hayatınızı yavaşlatıyor, yaşadığınız ana ne sıklıkla odaklanıyor ve yaptığınız işten ne sıklıkla zevk alıyorsunuz. Mindfulness, bu anlamda, telaşlı hayatınızın içinde  sağlığınız, ilişkileriniz ve kariyeriniz için ciddi faydalar sunan önemli bir uygulamadır.
Aslında mindfulness geliştirilebilir zihinsel bir beceridir. Dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana odaklarken, iç ve dış dünyamızda olan olayları yargılamadan gözlemleyebilmek ve onları oldukları gibi kabul etmek olarak tanımlanır.
Bilinçli-farkındalık (mindfulness) temelli yaklaşımlar son yıllarda Avrupa ve Amerika’da yaygın bir şekilde ruh sağlığı alanında kullanılmaktadır. Etkinliği bir çok araştırma ile kanıtlanmıştır. Teorik olarak temelleri güçlü olan bu yaklaşım aslında kavramsal olmaktan çok deneyimseldir. Programın amacı stresi ve yaşamsal zorlukları yönetebilmektir. Eğitim sırasında katılımcıların kendilerinin de dahil olacağı uygulamalar, yöntemin anlaşılmasında önemlidir.
 
Mindfulness Prof. Dr. Jon Kabat Zin tarafından 1979 yılında geliştirilmiş bir programdır.
 
Mindfulness Budist meditasyonunun çekirdek  elementidir.
 
MeditasyonLatince meditatio kelimesinden türetilmiş, sözcük anlamıyla birçok Batı dilinde "derin düşünme" anlamına gelmekte olan bir terim olup, ruhu ve aynı zamanda bedeni rahatlatıcı zihinsel bir tekniktir. 5000 yıllık tantrik hint metinlerinde meditasyonun çeşitli tekniklerinden bahsedilmektedir. Buda meditasyonun dünyada en yaygın biçimde bilinen öğreticisidir. Daha sonra 60-70 li yıllarda Hintli mistik Osho batının terapi tekniklerinden esinlenerek meditasyona çok büyük katkı yapmış, dinamik meditasyon tekniklerini oluşturmuştur.
Meditasyon sadece Budizm’e özgü bir sistem değildir. Farklı dinlere mensup kişilerce pek çok farklı meditasyon formu uygulanmaktadır. Ancak mindfulness meditasyon teknikleri seküler (laik) olup hiçbir dinle alakası olmayan uygulamalardır.
Diğer bir deyişle, meditasyon zihni sessiz olmaya zorlamak değildir. Daha çok her ne çıkacaksa ona olan direnci bırakmaktır: şüphe, endişe, belirsizlik ve yetersiz hissetme, sonsuz dramlar, korku ve arzu.   Zihninizin kaydığını, gündüz düşleri kurduğunu, geçmişi hatırladığını ya da geleceği planladığını  hissettiğiniz  her an sadece şimdiye geri dönün, şu ana geri dönün. Tüm yapmanız gereken dikkat etmek ve neyse olanla olmak. Başka hiçbir şey değil.
 
Düşünceleri durduramayız ve kontrol edemeyiz, ancak onlara ne kadar ilgi göstereceğimize biz karar verebiliriz. Zihnimize sessizliği empoze edemesek de meditasyon aracılığıyla düşüncelerimiz arasında hali hazırda var olan sessizliği bulabiliriz. Bazen “boşluk” olarak anılan düşünceler arasındaki bu yer saf bilinç, saf sessizlik ve saf huzurdur.
 
Meditasyon yaptığımızda nefesimizi, bir imaj ya da bir mantra gibi zihnimizin bu sessiz farkındalık akışına rahatlamasına imkân tanıyan bir dikkat objesi gibi kullanırız. Düşünceler yükseldiğinde ki kaçınılmaz olarak yükselecektir, onları yargılamamıza ya da itmeye çalışmamıza gerek yoktur. Onun yerine, dikkatimizi hafifçe dikkat objemize çeviririz.
Sonuç olarak meditasyon diye anlattığımızın, popüler kültürün dikte ettiği gibi öyle tuhaf, esrarengiz bir etkinlik olmadığını bilmeniz önemlidir. Meditasyon yalnızca kendiniz olmakla ve kim olduğunuz hakkında bir şeyler bilmekle ilgilidir. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin bir yolda yürümekte olduğunuzu; hayat yolunda yürüdüğünüzü fark etmekle alakalıdır. Meditasyon, hayat dediğimiz yolun bir yönü olduğunu görmemize yardım edebilir; bu yolun an be an gözlerimizin önüne serildiğini anlamamıza ve şimdi, bu anda olanın bir sonraki anda olacağı etkilediğini kavramamıza yardım edebilir.
 
Neredeyse hiçbir zaman olduğumuz yerde olmayabilir, bizi bekleyen dopdolu fırsatlarla hiçbir zaman çakışmayabiliriz. Şimdiki an, içinde yaşadığımız, büyüdüğümüz, hissettiğimiz ve değiştiğimiz yegâne zamandır. Geçmişle geleceğin çekimine karşı koymayı öğrenmek zorundayız.
 
 
Meditasyon, otomatiğe bağlanmış bilinçsizlik uykusundan uyanmamıza yardım eder; böylece bize, bilincimizdeki ve bilinçaltımızdaki tüm olasılıklara ulaşma imkânı verir.
 
 
Meditasyon dikkatimizi ve farkındalığımızı derinleştirip rafine eden bir süreçtir. Öyle ki, meditasyon sayesinde bu iki niteliği günlük hayatımızda kullanacak hale geliriz.
 
Farkındalık çok eski bir Budist pratiğidir ve günlük hayatımızla da derinden ilişkilidir. Bu ilişkinin Budist olmakla ve Budizm’le hiçbir bağlantısı yokken uyanmakla ve insanın hem kendisiyle hem de dünyayla uyum içinde yaşamasıyla bağlantısı çoktur. Kim olduğumuzu incelemekle ilgilidir; bakış açımızı, dünyayı ve dünyadaki yerimizi nasıl gördüğümüzü sorgulamakla ilgilidir; hayatta olduğumuz her anın doluluğuna şükran duymakla ilgilidir. Meditasyon, bizim bu otomatiğe bağlanmış bilinçsizlik uykusundan uyanmamıza yardım eder.
 
Farkındalık, özel bir yoldan dikkat vermek demektir: bilerek, şimdiki anda yargılamadan dikkat kesilmek. Bu tür bir dikkat daha büyük farkındalık, duruluk ve şimdiki an gerçekliğini kabul etmeyi besler. Hayatımızın sadece anlarda geliştiği olgusuna bizi uyandırır. Şimdiki anların çoğunda tamamen orada ve o anda değilsek, hayatımızdaki en önemli şeyi kaçırmakla kalmayız, büyüme ve dönüşüm için fırsatlarımızın zenginliğiyle derinliğini kavramakta da başarısız oluruz.
 
Farkındalık, bilinçli yaşama sanatıdır. Anları yakalamanın en iyi yolu dikkat etmektir. Farkındalığı da bu şekilde geliştiririz. Farkındalık uyanık olmak demektir. Ne yaptığınızı ne hissettiğinizi bilmek demektir.
 
Dikkati yöneltecek bir odak noktası çok işinize yarar; sizi şimdiki ana bağlayacak ve zihniniz gezintiye çıktığında sizi geriye yönlendirecek bir çapanız olsun. Nefes bu amaca gayet iyi hizmet eder. Gerçek bir dost olabilir. Farkındalığımızı nefesimizde tutarak kendimize şimdi, burada olduğumuzu hatırlatırız; dolayısıyla olmakta olan her ne ise ona karşı tamamen uyanık olabiliriz.
 
Nefes, bedenle zihin arasındaki bağlantıdır.
 
Nefesimiz bize anlarımızı yakalamamıza yardım edebilir. Nefesiniz size şunu öğretir; farkında olmama durumu sadece bir ortama uyum sağlama hali değildir, ortamın ta kendisidir. Nefesiniz bunu size defalarca öğretecektir. Nasıl mı? İsteseniz bile nefesle kalmanızın hiç de kolay olmadığını göstererek. Bir çok şey davetsiz gelir, bizi alır götürür ve yoğunlaşmamıza engel olur. Görürüz ki zihin yıllar boyunca, eski bavulların, çerçöpün, ıvır zıvırın birikip doldurduğu darmadağınık bir tavan arasına dönmüştür. Sadece bunu bilmek bile doğru yönde atılmış önemli bir adımdır.
 
DALGALARI DURDURAMAZSINIZ FAKAT SÖRF YAPMAYI ÖĞRENEBİLİRSİNİZ!
 
Yaygın görüş, meditasyonun, dünyanın veya zihninizin baskılarını durdurmanın bir yolu olduğudur; fakat bu doğru değildir. Meditasyon bir şeyleri dışarda bırakmak veya durdurmak değildir. Olguları açıkça görmek ve her şeyle ilişkide kendini kasten farklı konumlamaktır.
 
Stres hayatın, insan olmanın bir parçasıdır. Her ne kadar işleri içinden çıkılmaz hale getirmemek için akıllı seçimler yapmayı öğrenebileceğimiz doğruysa da, hayatta kontrol edebileceğimiz çok az ya da hiç kontrolümüzde olmayan pek çok şey var. Fakat böyle diye hayatımızdaki büyük kuvvetler karşısında kurban rolü oynayacak değiliz. Bu kuvvetlerle işbirliğini, bunları anlamayı, anlamını bulmayı; kritik seçimler yapmayı; enerjilerini güç, bilgelik ve şefkat açısından büyümek için kullanmayı öğrenebiliriz. Mevcut durumu kucaklayarak işbirliğine istekli olmak tüm meditasyon pratiğinin özünde yatar.
 
Farkındalığın nasıl işlediğini gözünüzde canlandırmak için zihninizi bir denizin ya da okyanusun yüzeyi olarak düşünün. Su üzerinde daima dalgalar olur. Bazen büyük, bazen küçük, bazen de neredeyse fark edilemezdir. Su yönü ve şiddeti değişerek esen rüzgarla çalkalanır; tıpkı hayatımızdaki stres ve değişim rüzgarlarının zihnimizi çalkalaması gibi.
Meditasyon yoluyla zihni sarsan rüzgarların bir çoğundan korunmak mümkündür. Fakat eninde sonunda hayatın ve zihnin rüzgarları ne yaparsak yapalım esecektir. Meditasyon bu durumlarda ne yapılacağına dair bir şeyler bilmektir.
 
Meditasyonu sürdürmekle, her durup oturduğumuzda ve nefesimizin akışını fark ettiğimizde sabrın kalitesini geliştiririz. Kendimize yolladığımız bu, şimdiki ana daha açık olma daveti; daha farkında olma, daha sabırlı olma daveti; doğal olarak hayatımızın meditasyon dışında kalan anlarına da yayılır. Endişelerimizin ve arzularımızın şimdiki anın kalitesine hakim olmasına izin vermek zorunda değiliz.
 
Bilgeliğin sabırda yattığını anlayarak, yakın geleceğin büyük ölçüde şimdi nasıl olduğumuz tarafından belirleneceğini bilerek, şimdiki ana denge getirmeye çalışırız.
 
 
OLURUNA BIRAK
 
Oluruna bırak tam olarak söylediği anlamı taşır. Bir fikir, bir olay, belli bir zaman, görüş veya arzu; hiçbir şeye yapışmamaya bir davettir. Oluruna bırakmak gerçekten kendi sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeylerin güçlü çekimine ve bizi onlara tutunmaya sürükleyen farkında olmayışımıza karşı şeffaf hale gelmektir.
 
Yaşanan duygusal deneyimin zorlama olmadan gelip gitmesini sağlama becerisidir. O sırada yaşanan deneyimle kavga etmeden, deneyime karşı koymadan, direnmeden kabullenmeyi seçmektir. Böylece deneyimlerimizin bir parçası olabiliriz.